@KuraniZeka
Bülend Sungur

Bu Menzile Akıl Ermez

-----------------------------

Facebook postama gelen muhteşem bir suale orada kısmen cevap verdim. Oraya yazdıklarımı somutlaştırmak sadedinde biraz daha yazmak istiyorum. Soru sahibinin ismini vermeden o suali herkesin istifadesine sunmak isterim.

""... Enel hak diyen Hallacı Mansur ne yaptı da buldu. Aslında bu durum yemek tarifi ya da havuz probleminde ki verilenler istenenler gibi anlatılamaz biliyorum. Ama nasıl buldu. Alyuvarlarımız akyuvarlarımız omurilik sıvılarımız kromozom sayılarımız doğduğumuz zamanki sıfır kilometreliğimiz hepimizde aynı da aramızdaki bu takva uçurumları nasıl oluşuyor. Hz Nuh'un oğlu sapıtırken firavunun karısı Asiye nasıl iman ediyor. Bunu belirleyen şey nedir?"""

Büyük Yunus'un dediği gibi "Bu işleri sen bilirsin; sen verirsin sen alırsın.// Ne kim dilersin kılarsın; ya bu soru hesap nedir?""

Evet, vaziyet hem böyle hem de böyle değil! Vaziyetin ne olduğunu ya da neye benzediğini anlamak için Kurân'a müracaat edelim. TaHa:125'de birisi KÖR olarak haşredilmekten şikayet ediyor. Kendisinin dünyada iken gördüğünü belirtiyor. http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=20&ayet=125

Dikkat lüften! Her birimizin dünya öncesinde bir "hayatımız/vücudumuz ya da nasıl diyelim bizi biz yapan ve bizi mesul bırakan bir kimliğimiz" oldu. Bu, 9 aylık bir süreçle dünyaya ışınlanmadan "önce" oldu. ( Kalu-Bela/Bezmi Elest'den bahsediyorum.) Kimi bu dünyaya fakir kimi zengin, kimi sağlıklık kimi engelli geldi. Kimisinde ise önceki şartlar hayatın sonraki akışında zıt yönde değişime uğradı. Fiziksel engelli olarak dünyaya gelen, mesela doğuştan kör olarak doğan ağır bir depresyon içinde Yaradan'a isyan sadedinde "Neden ben?!" diye sorduysa da bunun cevabını alamadı; bilemedi. Çünkü, bize bu dünyaya gelirken "öncemiz" unutturuldu. Orada bir şey oldu ki, buna bağlı olarak burada kişiye özel ve mutlak adalet içeren bir KADER yazıldı.

Taha:125'deki körden farklı olarak bizler "öncemizden" haberdar değiliz. Bu kader, öncemizde açığa çıkan/çıkardığımız VÜS'AT'imize göre/kadar yazıldı... KADER yoluyla, vüs'atimiz kadar MÜKELLEF kılındık. Bu vüs'atin içinde -misal- bir kişinin Peygamber olup olamayacağı, erenlere karışıp karışamayacağı, imana ya da inkâra yatkınlığına varıncaya kadar aklımıza gelecek bütün sınırlarımız var. Bu münasebetle, eğer öncemizi bilebilseydik bu dünyadaki kaderimizin ne kadar mucize bir matematikle tayin edildiğini görerek şaşıracaktık. Eğer öncemizi bilebilseydik; imanda ya da inkârda ve her alanda/konuda ne kadar ileriye gidebileceğimizin aşamayacağımız sınırlarını da görecektik. İyi ki bilmiyoruz! (Meselenin böyle olduğuna ve öncemizin sonramızı belirlediğine kuvvetli bir delil ASTROLOJİ ilmidir. Bu ilim bana göre peygamberlerden mirastır.)

Bize bu KADER tezgahında vüs'atimiz elverdiği kadar kendimizi yeniden dokuma fırsatı verildi ayrıca... Çünkü, vüs'atin dip noktasıyla "top" noktası arasında muazzam genişlikte bir TEKÂMÜL bantı var. Bu KADER sahnesinde bize bir çok joker hakkı tanındı; bir çok avans da verildi. Şu halde, başa dönersek ve "bunu belirleyen nedir" diye sual edildiğini hatırlarsak; bunu belirleyen öncemiz ve dünyamızdır. Yani, sadece dünyamız değildir. Yani, sadece öncemiz de değildir.

Dualarla,

Bülend Sungur
28 Mart 2016


via Twishort Web App

Retweet Reply
Made by @trknov
Tweesome! AI Tweet Generator