@KuraniZeka
Bülend Sungur

ALLAH'üs-SAMED - 5 Değerli @doktormikail

Şöyle sormuştunuz: “Doğmamış ve doğurulmamış olması dolaylı olarak MUHTAÇ da olmadığı anlamına gelir diyebilir miyiz?”

Elbette, dolaylı olarak hiçbir şeye muhtaç olmamak anlamına gelir… Ancak, Samed’in ihtiyaçsız olmaya ilişkin anlamı dolaylı yoldan değil; doğrudan… Zira, dilbilimin ve tefsirlerin Samed’e ilişkin bize taşıdığı semantik tayfda diğer seçenekler yanında bu iki seçenek de var…

Hamdi Yazır’ın İhlas Suresi tefsirinde Samed için söylediklerine ve de Nişanyan’ın Allah’us-Samed başlıklı blog yazısına bakılması faydalı olur…

Şu halde, elimizde Samed’e ilişkin semantik bir tayf varsa, bu anlam seçenekleri içinden hangisi Cenabı Mevlâ’nın muradıdır?

Bu sorunun cevabını bize Kurân vermiş olmalıdır…

Semantik tayfın bize taşıdığı her bir anlamın aynı anda geçerli olduğunu düşünmek için sebep yoktur! Çünkü, Rabbimiz kendisini ESMÂ’sı ile bize tanıtmaktadır. Sayısız esma varken isimlerden birine neden birden fazla anlam yüklensin?

Diğer sorunuza gelince… 3. âyetin 2. âyetteki Samed’i tanımladığını nereden çıkardığımı sormuştunuz. Bir de “ara cümleleri tanımak” şeklinde ifade ettiğiniz bir sorunuz var…

Sorunuzun bir numaralı cevabı: SİYAK-SİBAK!

Yâni, BİR >> İKİ >> ÜÇ >> …

Genel kaide olarak sonra gelen âyetin önce geleni tanımla ihtimali yüksek…

Samed, Kurân’da sadece bir defa geçtiğine göre, orası İhlâs Sûresi olduğuna göre, Samed’in aslında ne olduğunu anlamak için bakacağımız İhlâs dışında başka bir Kurân adresi bulunmak ihtimali çok zayıf! Bu yüzden, İhlâs üzerinde yoğunlaşmak mecburi istikamet!

Diğer taraftan, tersinden düşünebilmeli ve şöyle sorabilmeliyiz… Âyetlerin siyak-sibak içinde/arasında/bağlamında özel koordinatları olduğu gibi, âyetlerin aynı zamanda kendi başınalığı da vardır! Şu halde, 3. âyeti (doğurmamış+ doğurulmamış) İhlâs’dan koparırsak, şunu sorabilmeliyiz: Bu durumun (doğurmamış + doğurulmamış) bir adı/ismi olmalı; bu nedir?! Yâni, eğer 3. âyet 2. ayetteki Samed’i açıklamıyorsa, 3. âyetteki doğurmamış + doğurulmamış olma sıfatını karşılayan ilâhî isim nedir?! Bize bunu, Samed’den daha uygun bir isim seçeneğiyle açıklayabilecek biri var mıdır?!

Nişanyan’ın yazdıklarına bakılırsa (elbette tersinden) Samed’in 3. âyette “doğurmamış + doğurulmamış” olarak tariflenmesi, beşer Rasûl’ün ilâhî bilgi olmadan ortaya koyamayacağı kadîm bir lengüistik veridir! Yâni, Samed Kurân’ın lengüistik i’câzına ait bir güzelliktir!

Sorunuzun diğer bölümü için tek bir cevap vermek mümkün değildir! Sizin “ara cümle” olarak ifade ettiğiniz şeyi kastediyorum… Belki, sizin sorunuzun en sık karşılaşılacak ve istatistik yaygınlık arz edecek cevabı siyak-sibaktır! Bunun dışında bendenizin TE’VÎL yaptığımı, bunun TEFSİR’den ne kadar farklı bir perspektif ve metod getirdiğini daha önce ortaya koyduğum uygulamalı örneklerden fark ettiğinizi biliyorum… Fakat, Muzaffer Ecevit Bey'in bu sorunuza tekabül eden özel bir keşfi var ki -fırsat bulursam- inceleme niyeti taşıyorum... http://mecevit.com/sayfa.htm Belki, Muzaffer Bey'in İhlas Sûresi analizi de bizim ulaştığımız sonuca ulaşmıştır?!

Muzaffer Bey'in İhlâs analizini görmedim; ancak benimki şöyle... 1. âyeti 4. âyet açıklıyor... 2. âyeti 3. âyet açıklıyor...

Yâni, 1. âyette EHAD var... Ama nasıl bir EHAD?! Cevabı 4. âyette...

2. âyette SAMED var... Ama nasıl bir SAMED?! Cevabı 3. âyette!

Selam,

SEMAZEN


via Twishort Web App in reply to this tweet

Retweet Reply
Made by @trknov